Bugün de benzer şekilde önemli bir dönüm noktasındayız. Ekonomiden dış politikaya, doğal afetlerden teknolojik atılımlara kadar birçok mesele gündemde yer alıyor. 2025 yılında ilerlerken, bu meselelerin ülkenin geleceğini nasıl şekillendireceğini görmek bir o kadar önemli hale geldi.
1. Ekonomik Zorluklar ve Fırsatlar
Türkiye’nin ekonomisi, son yıllarda büyük dalgalanmalara sahne oldu. Enflasyon oranları yükselirken, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yüksek faiz oranları toplumun büyük bir kısmını etkiliyor. Ancak, bu zorlayıcı koşullar aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik dönüşüm süreci için fırsatlar yaratabilir. Yerli üretim ve teknolojik yenilikler, ülkenin dışa bağımlılığını azaltarak ekonomik bağımsızlık hedeflerine daha yakın bir noktaya taşıyabilir. Ayrıca, yeşil enerji yatırımları ve sürdürülebilir kalkınma, Türkiye için gelecekteki büyüme alanlarını işaret ediyor.
2. Deprem ve Afet Sonrası Dönem
Türkiye, geçtiğimiz yıllarda yaşadığı büyük depremlerle ağır bedeller ödedi. Kahramanmaraş merkezli 2023 depremleri, hem can kayıpları hem de maddi kayıplar açısından ülkenin tarihinde silinmeyecek izler bıraktı. Ancak, bu felaketten çıkarılacak dersler de var. Afet yönetimi, şehir planlaması ve yapı güvenliği gibi alanlarda atılacak sağlam adımlar, benzer felaketlere karşı ülkenin direncini artırabilir. Aynı zamanda, afet sonrası toparlanma süreci, Türkiye’nin sosyal dayanışma gücünü gösterdi ve uluslararası yardım çabaları da ülkemizin küresel arenada önemli bir oyuncu olma yolundaki potansiyelini ortaya koydu.
3. Suriye ve Orta Doğu Politikaları
Türkiye’nin dış politikasında Orta Doğu’nun rolü hiç olmadığı kadar önemli. Suriye'deki iç savaş, Türkiye’nin güvenlik politikalarını yeniden şekillendirdi. Sınır güvenliği ve göç politikaları, en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki terörle mücadele ve bölgesel istikrar arayışındaki rolü, ülkenin hem askeri hem de diplomatik stratejilerini belirliyor. Ayrıca, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin bölgesel güç olma iddiasını pekiştirdi. Bu konudan israel i ayrıca tutuyor ve ince bir iple tutulan ilişkiler kopuk olarak bir lifle bağlı gibi bir an önce ilişkilerin makul düzeye gelmesi iki halk ve bölge için büyğk kazanç arz etmektedir Ancak, bu ilişkilerin daha da derinleşmesi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki etkisini pekiştirebilir.
4. Teknolojik Atılımlar ve Uzay Yatırımları
Türkiye, son yıllarda teknoloji alanında büyük atılımlar yapıyor. Özellikle yerli üretim uçak, insansız hava araçları (İHA) ve uzay projeleri, Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini güçlendirebilir. Türkiye’nin ilk yerli otomobili TOGG, ülkenin teknoloji alanında bağımsızlık adına önemli bir adım olarak görülüyor. Kesinlikle bu da bir eski proje ve bir kerelik bir yatırım olarak kalmamalı Bunun yanında, Türkiye’nin uzay araştırmalarına yaptığı yatırımlar, uzay teknolojileri alanında bir oyuncu olma hedefini ön plana çıkarıyor ancak almamız gereken çok yol var bir reklam niteliğinde kalmamalı Gelecekte Türkiye bu alandada kalkınma yapmalıdır ve savunma sanayi ile sınırlı kalmamalıdır
5. Seçimler ve Demokrasi
2023’teki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri, Türkiye’nin demokrasi açısından bir sınavı oldu. Siyasi gerilimler ve kutuplaşmaların arttığı bir dönemde yapılan seçimler, toplumun geleceği hakkında önemli sinyaller verdi. Seçim sürecindeki yüksek katılım, halkın demokrasiye olan bağlılığını ve taleplerini gösterdi. Bununla birlikte, demokrasinin güçlendirilmesi ve toplumsal barışın sağlanması adına önemli adımlar atılması gerektiği aşikar. Adalet, özgürlükler ve toplumsal eşitlik gibi temel değerler, Türkiye’nin toplumsal yapısını yeniden inşa etme sürecinin temel taşları olmalıdır. Yuz yuze mülakatlardaki sis perdeside ortadan kaldırılmalıdır
6. Kültür ve Sanat
Son olarak, Türkiye’nin kültürel mirası ve sanatsal birikimi de güncel konular arasında yer alıyor. Film, müzik, edebiyat ve görsel sanatlar gibi alanlarda Türkiye’nin üretkenliği artıyor. Kültürel çeşitlilik ve tarihi zenginlik, Türkiye’yi sadece bölgesel değil, küresel çapta da önemli bir kültür merkezi yapma potansiyeline sahip. Ayrıca, son yıllarda Türk dizilerinin ve sinemasının dünya çapında büyük bir popülerlik kazanması, Türk kültürünün yurtdışında daha geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağladı.
Ancak Gözümün sonunda halka inmeden de edemeyeceğim bu kadar bir tablo önümüzde durmasına rağmen halkın açlıkla ve zorlukla özellikle emeklinin ve işçinin yıpranması ve yaşamasında zorluklar çekmesi de Türkiye'nin bir büyük gerçeğidir bunun acil olarak sonuçlandırılması ve bu alınan minimum ücretlerin en az ikiye çarpılarak düzenlenmesi gerekir Eğer son 6 aydaki yumurtadan tutunda üzüme kadar mevcut gelen zamları göz önünde bulundurursak 6 aydaki raf ürünlerinin zamları %70'in üzerindedir dolayısıyla bir yıllık zamların en az bir artı bir Yani bu ücretlerin en az ikiye katlaması lazım yoksa Türkiye'deki dengeler bozulur ve tabii şunun da acilen düzenlenmesi lazım Daha zam geliyor derken memura işçiye hemen raflardaki her şey zamlanıyor zam geldikten sonra bir daha zamlanıyor zam alana kadar da her ay her hafta her gün zamlanmaya devam ediyor ve bunun önüne geçilemiyor bunun insanlara bedeli çok ağır yaşam şartları çok zorlaşıyor Onun için demin dediğim gibi emekli maaşları memur maaşları ilk en az ikiye katlamalı raf fiyatları üretici fiyatları da dengede tutulmalı ve verilen zamların altında kalacak şekilde raf fiyatları etkilenmeli
Sonuç olarak, Türkiye’nin geleceği, şu anki zorluklar ve fırsatlar arasında bir denge kurmakla şekillenecek. Hem iç hem de dış politikada yaşanan gelişmeler, sadece bugünü değil, geleceği de etkileyecek. Bu nedenle, Türkiye’nin güçlü yönlerine odaklanarak, krizlerden fırsatlar yaratmak, daha parlak bir yarının kapılarını aralayalabilirsiniz