Başımızda, cumhuriyet döneminin en uzun ömürlü, en yapışkan iktidarı var.

Recep Tayyip Erdoğan, demokrasiyi kullanarak geldi ama sonunda baskıcı tek adam rejimi yarattı. Seçilmiş diktatörlük diyebileceğimiz yıkımla karşı karşıya bulunuyoruz.

Bu antidemokratik dinci rejim sonunda  ülkemizi çöküşe sürükledi. Ve cumhuriyet tarihinde ilk kez Türkiye’de “beka” sorunundan söz edilmeye başlandı.

Yolsuzluklar, vurgunlar, hukuksuzluklar, gericilikle beslenen yoksulluk  yaygınlaşıp toplumu müthiş bir umutsuzluk sarmışken Ekrem İmamoğlu diye birisi çıkıp yenilmez sanılan Erdoğan’ı İstanbul’da alaşağı etti.

Yapılan üç İstanbul Meydan Muharebesini kazanan İmamoğlu Türkiye Cumhuriyeti için yeniden umut duymamıza yol açtı. Son yerel seçimde o sadece CHP’lilerin değil her kesimin umudu idi. Bu yüzden de CHP’nin oylarının 2 katı oy alarak seçimi açık farkla kazandı.

İSTİLACILARA ARKA ÇIKMAK ÇÖKERTİR

İmamoğlu, başarıyı, Türkiye’yi uçurumun kenarına getiren AKP Lideri Erdoğan’a meydan okuyarak kazandı.

Ama son günlerde CHP’de sığınmacı sorunu üstünden Erdoğan politikalarına kayış gözleniyor.

Partinin önde gelen isimleri (Gökhan Zeybek, Selin Sayek Böke vb…) birden bire karşımıza AKP kurmaylarının ağzıyla çıktılar. Sayın Gökhan Zeybek, CHP’li belediyelerin Arapça tabelaları kaldırmasına karşı olduklarını, bunu durdurduklarını açıklarken bir de tarikat şeyhleri gibi Arapça’nın kutsallığından söz etti.

Sayın Böke, istilacı Suriyelilere mülteci statüsü ve dolayısıyla da vatandaşlık verilmesini gündeme getirdi ki buna AKP’liler bile cesaret edemiyorlardı.

Parti genel merkezinden gelen bu yönlendirme Sayın İmamoğlu’nu da etkilemiş ki o da bu sığınmacıların entegrasyonundan söz etti. Yani İstanbul’a doluşan 1 milyondan  fazla Suriyeli ve Afgan için uyum çalışmaları başlatacağının işaretini verdi.

Öncelikle belirtelim ki sözü edilen bu kitle normal bir göçmen veya sığınmacı kitlesi değildir. Bunlar ABD’nin bölgemizi karıştırmak ve sınırlarımızı değiştirmek için geliştirdiği projenin (BOP) ürünüdürler.

Erdoğan rejimi bu sorunu bile bile yaratmıştır.

Gelen kitleler, büyük ölçüde laik ve çağdaş Türkiye için çok tehlikeler içeren mezhepçi ve gerici kitlelerdir. İçlerinde  bolca IŞİD ve Taliban militanları bulunmaktadır. 10 milyonu geçen bu kitleyi Türkiye’nin absorbe etmesi (eritmesi) bu gerici yapı nedeniyle mümkün değildir.

Ve seçimlerde muhalefete oy veren kitlelerin tümü de bunlara karşıdır.

Şimdi Sayın İmamoğlu’na soruyorum: Size oy veren kitlelere inat bu istilacılara arka çıkan partinizin yeni politikasına evet mi diyorsunuz? “Uyum” adı altında size dayatıldığını tahmin ettiğim yeni politikanızla kendinizi tehlikeye atmıyor musunuz? Bu uyum politikasının bir AKP politikası olduğunu bilmiyor olamazsınız…

İMAJINIZA SALDIRI VAR

Sayın İmamoğlu, sosyal medyayı yakından izlemenizi öneriyorum. Sizin şimdiye kadar yarattığınız Erdoğan karşıtı, çağdaş, Atatürkçü, yerli ve milli imajınıza karşı müthiş bir saldırı başlatıldı. Sizi, İkinci Erdoğan göstererek değersizleştirmek isteyen bir kampanya yürütülüyor. Bunun için de sizi Avrupa ve ABD’nin adamı göstermeye çabalıyorlar. Biz, sizin modern dünya ile ilişkilerinizin böyle karalanmasına önem vermedik halk da dikkate almadı.

Ama şimdi bu iddiayı yayanlar size karşı sığınmacıların koruyucusu yaftasını yapıştırıp buradan zayıflatmaya çalışıyorlar. Partinizdeki tepe isimlerin bu yöndeki açıklamalarıyla sizin entegrasyon sözlerinizden sonra saldırı çok şiddetlendi.

Size bir ağabey önerisi:  İmamoğlu’na oy veren kitlelerin değer yargılarına, beklentilerine paralel yürüyün ve istemeseniz bile sizi Erdoğan’ın çizgisine itebilecek böyle eksantrik politikalardan uzak durun.

Ne demiş atalarımız: Eldeki kuş, daldaki kuştan iyidir…